FinansVakti
.
Net
Öğren
▾
Finanslügat
Finansal Sözlük
Finansal Akademi
Blog & Rehberler
Finansın Mimarları
Yatırımcı Biyografileri
Mimarın Kütüphanesi
Kitap & Film İncelemeleri
Yanlış Çıkan Tahminler
Ünlü İsimlerin Yanıldığı Anlar
Uygula
▾
Strateji Laboratuvarı
Yatırım Stratejileri
Cüzdanometre
Hesaplama Araçları
Öğrenme Haritası
Hedefine Göre Yol Bul
Para Kafası
Sağ Kolun ↗
☰
Finansal Sözlük
Finanslügat
A'dan Z'ye finansal terimler. Formüllü olanlarda cebinde bir hesap makinesi var.
Konuya göre filtrele
Seviyeye göre filtrele
%
%8 Zarar-Kes Kuralı
William J. O'Neil'in CAN SLIM sisteminde önerdiği, bir hissenin alım fiyatının %7-8 altına düştüğünde pozisyondan çıkmayı öngören mekanik disiplin kuralı — küçük kayıpları büyük kayıplara dönüşmeden sınırlamayı hedefler.
→
1
100 Eksi Yaş Kuralı
Bir yatırımcının portföyündeki hisse senedi oranının 100'den yaşının çıkarılmasıyla bulunabileceğini varsayan, basit ve yaygın bir pratik kural.
→
7
72 Kuralı
Sabit bir getiri oranıyla yatırılan paranın ya da işleyen bir borcun tam olarak iki katına çıkması için gereken süreyi (yıl olarak) veren pratik bir matematiksel kısayoldur.
→
A
Acil Durum Fonu
Beklenmedik bir gelir kaybı ya da büyük masraf durumunda kullanılmak üzere, kolay erişilebilir şekilde bir kenara ayrılan birikimdir.
→
A
Açığa Satış
Sahip olunmayan bir hisseyi ödünç alıp satarak, fiyat düştüğünde daha ucuza geri alıp iade etme ve aradaki farktan kazanç sağlama stratejisidir.
→
A
Aksiyon Bağımlılığı (Action Bias)
Ortada gerçek bir fırsat ya da tehdit olmasa bile, sadece 'bir şeyler yapmış olmak' için harekete geçme dürtüsüdür.
→
A
Alfa Katsayısı
Hesaplayıcılı
Bir portföyün ya da fonun, taşıdığı risk (beta) dikkate alındığında beklenenin üzerinde ya da altında ürettiği getiri farkını gösteren performans ölçütüdür.
→
A
Altın (Yatırım Aracı Olarak)
Binlerce yıldır değer saklama aracı olarak kullanılan, enflasyona ve belirsizliğe karşı geleneksel bir sığınak olarak görülen kıymetli madendir.
→
A
Altın Sertifikası (Darphane Sertifikası)
Fiziki altını bizzat teslim almadan, Darphane'nin güvenli kasalarında saklanan belirli miktar ve saflıktaki altına sahiplik hakkı veren resmi belge.
→
A
Altın Yatırım Fonu (Kıymetli Madenler Fonu)
Yatırımcılardan toplanan parayla altın ve diğer kıymetli madenlere yatırım yapan, TEFAS üzerinden alınıp satılabilen, yönetim ücreti karşılığında altına dolaylı maruziyet sağlayan yatırım fonu.
→
A
Amortisman Tuzağı
Krediyle alınan bir tüketim ürününün, kredi vadesi bitmeden ekonomik/piyasa değerinin büyük bir kısmını kaybetmesi durumudur.
→
A
Ana Ortaklık Payları
Bir şirketin konsolide net kârının ve özkaynağının, ana ortaklığın kendi hissedarlarına ait olan kısmıdır — azınlık paylarının tam tersi.
→
A
Antikırılganlık (Antifragility)
Belirsizlik, oynaklık ve şoklardan zarar görmek yerine fayda sağlayan sistem, strateji ya da portföy özelliğidir.
→
A
Arbitraj
Aynı varlığın farklı piyasalardaki fiyat farkından, teorik olarak risksiz bir kâr elde etmek amacıyla eş zamanlı alım ve satım yapma stratejisidir.
→
A
Asgari Geçim İndirimi (AGİ)
1 Ocak 2022'de kaldırılan, artık güncel bir bordro kalemi olmayan eski gelir vergisi indirimi — yerine asgari ücrete denk gelen kısmın gelir ve damga vergisinden istisna tutulması geldi.
→
A
Asgari Ödeme Tutarı
Kredi kartı borcunun temerrüde düşmeden ödenmesi gereken en düşük tutarıdır — borcun tamamı değildir.
→
A
Asimetrik Getiri
Kaybedilebilecek tutarın sınırlı, kazanılabilecek tutarın ise payına göre orantısız derecede yüksek olabildiği risk-ödül profilidir.
→
A
Asit-Test Oranı
Hesaplayıcılı
Stokları hariç tutarak, bir şirketin en hızlı nakde çevrilebilir varlıklarıyla kısa vadeli borçlarını karşılama gücünü ölçen, cari orandan daha sıkı bir likidite testidir.
→
A
Aşırı Güven Yanılgısı
Yatırımcıların kendi bilgi, beceri ve tahmin yeteneklerini gerçekte olduğundan daha yüksek değerlendirme eğilimidir.
→
A
Atıl Kapasite (Idle Capacity)
Bir kaynağın (fabrika, ekipman, abonelik) düzenli bir maliyete katlanılmasına rağmen kullanılmadan ya da çok az kullanılarak elde tutulması durumudur.
→
A
Ayar (Altın Saflığı)
Bir altın parçasının içerdiği saf altın oranını gösteren ölçüt — 24 ayar saf altını, 22 ya da 14 ayar ise altının başka metallerle karıştırılmış (alaşımlı) hâlini ifade eder.
→
A
Ayı Piyasası
Fiyatların uzun süre boyunca düşüş eğiliminde olduğu, genel karamsarlığın hakim olduğu piyasa dönemidir.
→
A
Azalan Bakiyeli Hayat Sigortası
Özellikle konut kredilerinde kullanılan, borç azaldıkça teminat tutarının (ve dolayısıyla priminin) de orantılı olarak düştüğü bir hayat sigortası türüdür.
→
A
Azınlık Payları
Bir şirketin konsolide finansal tablolarında, ana ortaklığın %100'üne sahip olmadığı bağlı ortaklıklardaki diğer (kontrol gücü olmayan) hissedarlara ait net kâr ve özkaynak payıdır.
→
B
Banka Hücumu (Bank Run)
Bir bankanın mali durumuyla ilgili şüphe yayıldığında, mevduat sahiplerinin aynı anda paralarını çekmeye çalışması ve bu yoğun talebin bankayı gerçekten ödeme güçlüğüne düşürmesidir.
→
B
Barista FIRE
Birikimin tam finansal özgürlüğe henüz yetmediği, ama kısmi bir gelirle (yarı zamanlı iş gibi) yaşam giderlerinin tamamlandığı ara FIRE senaryosudur.
→
B
Batık Maliyet Yanılgısı
Geri alınamayacak, zaten harcanmış bir maliyeti, gelecekteki kararları etkilemesine izin vererek dikkate almaya devam etme eğilimidir.
→
B
Bay Piyasa (Mr. Market)
Benjamin Graham'ın piyasayı, her gün sana farklı bir fiyat teklif eden, bazen aşırı iyimser bazen aşırı kötümser, dengesiz bir iş ortağı olarak tasvir ettiği analojidir.
→
B
BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu)
Türkiye'deki bankaları ve finansal kuruluşları denetleyen, sermaye yeterliliği ve kayıt bütünlüğü gibi kuralların uygulanmasını takip eden bağımsız düzenleyici kurumdur.
→
B
Bebek Hisse (Baby Stock)
Piyasa değeri henüz küçük, borsada yeni veya az takip edilen, hızlı büyüme potansiyeli taşıdığı düşünülen genç şirketlerin hisseleri için kullanılan bir tabirdir.
→
B
Beklenti Hazzı (Anticipation Reward)
Dopamin salınımının, bir ürünü satın aldıktan ya da kullanmaya başladıktan sonra değil, onu sepete ekleyip hayalini kurarken zirve yapması.
→
B
Beta Katsayısı
Bir hissenin ya da fonun, piyasanın genel hareketine (endekse) kıyasla ne kadar oynak olduğunu gösteren risk katsayısıdır; 1'in üzeri piyasadan daha oynak, altı ise daha az oynak anlamına gelir.
→
B
Beyan Sınırı (İstisna Tutarı)
Bir gelir türünün, belirli bir tutarın altında kalması durumunda yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmesi gerekmeyen eşik tutardır.
→
B
Bilanço
Bir şirketin belirli bir tarihteki varlıklarını, borçlarını ve özkaynağını gösteren finansal tablodur.
→
B
Bilanço Dışı Şirketler (SPE/SPV)
Bir ana şirketin, belirli varlık ya da borçları kendi bilançosunun dışında tutmak amacıyla kurduğu, teknik olarak ayrı sayılan özel amaçlı şirketlerdir.
→
B
Bilanço Makyajlama (Window Dressing)
Şirketlerin ya da fon yöneticilerinin, dönem sonu finansal tablolarını yatırımcılara olduğundan daha güçlü göstermek amacıyla yaptığı kısa vadeli, kozmetik işlemlerdir.
→
B
Bildiğine Yatırım Yap
Peter Lynch'in popülerleştirdiği ilke: sıradan yatırımcının günlük hayatında (işi, alışverişleri, gözlemleri) karşılaştığı şirketler, araştırmaya başlamak için bir avantaj sağlar — ama bu, sadece tanıdık geldiği için almak anlamına gelmez.
→
B
Bileşik Getiri
Bir yatırımdan kazanılan getirinin, bir sonraki dönemde sadece ana paraya değil, önceki dönemde birikmiş getiriye de eklenerek hesaplanmasıdır — yani getiri üzerinden de getiri kazanılır.
→
B
Bileşik Maliyet (Compounding Cost)
Bileşik getirinin karanlık ikizidir — küçük, tekrar eden bir harcamanın, kaçırılan yatırım getirisiyle birleşerek yıllar içinde çığ gibi büyüyen toplam maliyetidir.
→
B
Bilişsel Önyargılar
İnsan zihninin bilgiyi hızlı işlemek için kullandığı kısayolların yol açtığı, kararları sistematik olarak rasyonellikten saptıran hata örüntüleridir.
→
B
Bireysel Arbitraj
Garantili bir borç faizinden kaçınmak (borcu erken kapatmak) ile belirsiz bir yatırım getirisi elde etmeyi denemek arasındaki kişisel matematik tercihidir.
→
B
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)
Devlet destekli, uzun vadeli tasarruf yaparak emeklilik döneminde ek gelir oluşturmayı amaçlayan gönüllü bir yatırım sistemidir.
→
B
Birim Fiyat Etiketi
Ürünün paket fiyatı yerine standart bir ölçüye (1 kilogram veya 1 litre) düşen gerçek maliyetini gösteren, raf fiyatı karşılaştırmasında en güvenilir metrik.
→
B
Boğa Piyasası
Fiyatların uzun süre boyunca yükseliş eğiliminde olduğu, genel iyimserliğin hakim olduğu piyasa dönemidir.
→
B
Borç Çığı Yöntemi (Debt Avalanche)
Bakiyenin büyüklüğüne bakılmaksızın, borçların en yüksek faiz oranından en düşüğüne doğru sıralanıp kapatılması stratejisidir.
→
B
Borç Karşılığı
Bir şirketin, tahsil edemeyeceğini öngördüğü alacaklar veya gerçekleşmesi muhtemel diğer yükümlülükler için finansal tablolarında ayırdığı tutardır.
→
B
Borç Kartopu Yöntemi (Debt Snowball)
Faiz oranlarına bakılmaksızın, borçların en küçük tutardan en büyüğüne doğru sıralanıp kapatılması stratejisidir.
→
B
Borç Konsolidasyonu (Debt Consolidation)
Farklı kurumlardaki birden fazla borcun, genellikle daha düşük faizli tek bir yeni kredi ile kapatılıp tek bir ödemeye indirilmesi işlemidir.
→
B
Borç Sarmalı (Debt Spiral)
Bir borcu kapatmak için daha yüksek faizli başka bir borç almanın, borcu büyüterek tekrar eden bir döngüye dönüşmesidir.
→
B
Borç Servis Oranı (Debt Service Coverage Ratio)
Hesaplayıcılı
Bir borçlunun düzenli gelirinin, o borcun taksit yüküne bölünmesiyle bulunan, ödeme kapasitesini gösteren orandır.
→
B
Borç/Özkaynak Oranı
Hesaplayıcılı
Bir şirketin borçla mı yoksa hissedar sermayesiyle mi finanse edildiğini gösteren, finansal kaldıraç ölçütüdür.
→
B
Borsa
Hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin alıcı ve satıcıları bir araya getirerek işlem gördüğü organize piyasadır.
→
B
Brüt Kar
Bir şirketin satış gelirinden, sattığı malın veya hizmetin doğrudan maliyetini çıkardıktan sonra kalan tutardır.
→
B
Brüt Kâr Marjı
Hesaplayıcılı
Satış gelirinin, sadece satılan malın maliyeti düşüldükten sonra kalan yüzdesini gösteren orandır.
→
B
Brüt Takas
Alım satım işlemlerinin, taraflar arasında karşılıklı mahsuplaşma (netleştirme) yapılmadan, her işlemin kendi tutarı üzerinden ayrı ayrı gerçekleştirildiği takas yöntemidir.
→
B
BSMV (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi)
Bankaların ve sigorta şirketlerinin belirli işlemlerinden (örneğin mevduat faizinden) aldıkları, KDV yerine geçen özel bir işlem vergisidir.
→
B
Bugünkü Değer
Hesaplayıcılı
Gelecekte alınacak bir para tutarının, paranın zaman değeri dikkate alınarak bugünkü karşılığının ne olduğunu gösteren hesaplamadır.
→
B
Bulaşma Etkisi (Contagion)
Bir ülkede ya da sektörde başlayan bir finansal sorunun, birbirine bağlı diğer piyasalara ve kurumlara sıçrayarak yayılmasıdır.
→
B
Bütçe
Belirli bir dönemdeki gelir ve giderlerin önceden planlanması, harcamaların gelire göre yönlendirilmesidir.
→
B
Bütçe Kayması (Budget Drift)
Planlanan bütçeden, küçük ve anlık dürtüsel harcamalarla yavaş yavaş, fark edilmeden sapma durumudur.
→
B
Büyük Aptal Kuramı
Bir varlığı gerçek (içsel) değerinin çok üzerinde bir fiyattan alırken, o varlığı ileride daha yüksek bir fiyata alacak 'daha büyük bir aptal' bulunacağına duyulan inançtır.
→
C
CAN SLIM
William J. O'Neil'in geliştirdiği, kazanç büyümesi + fiyat/hacim teyidini birleştiren 7 kriterli bir büyüme hissesi seçme sistemi — her harf sistemin bir bileşenini temsil eder.
→
C
CapEx (Sermaye Harcamaları)
Bir şirketin fabrika, ekipman, teknoloji gibi maddi duran varlıklarını satın almak veya yükseltmek için yaptığı harcamalardır.
→
C
Cari Açık
Bir ülkenin yurt dışından aldığı mal, hizmet ve gelirin, yurt dışına sattığından fazla olması durumudur.
→
C
Cari Oran
Hesaplayıcılı
Bir şirketin kısa vadeli borçlarını, kısa vadeli varlıklarıyla ne kadar rahat karşılayabildiğini gösteren orandır.
→
C
Ciro (Satış Geliri)
Bir şirketin belirli bir dönemde sattığı mal ve hizmetlerden elde ettiği toplam gelirdir — henüz hiçbir maliyet düşülmemiş haldeki rakamdır.
→
C
Coast FIRE
Mevcut birikimin, hiç yeni katkı yapılmasa bile sadece bileşik getiriyle hedef yaşa kadar büyüyüp tam finansal özgürlük tutarına ulaştığı eşiktir.
→
Ç
Çapalama Etkisi
Bir kararda karşılaşılan ilk sayının, sonraki tüm değerlendirmeleri bilinçsizce etkilemesi eğilimidir.
→
Ç
Çapraz Kur (Cross Rate)
İki yabancı para biriminin (örneğin Euro ve Sterlin), genellikle her ikisinin de ABD Doları karşısındaki değerinden türetilen değişim oranıdır.
→
Ç
Çekirdek Enflasyon
Gıda ve enerji gibi fiyatları en oynak kalemler hariç tutularak hesaplanan, daha az dalgalı enflasyon ölçütüdür.
→
Ç
Çeyrek Dönem Raporu
Halka açık şirketlerin, üç aylık dönemler halinde yayımladığı, finansal performanslarını gösteren resmi rapordur.
→
Ç
Çıkış Stratejisi
Bir yatırıma girmeden önce, o pozisyondan ne zaman ve hangi koşullarda çıkılacağını önceden belirleme planıdır.
→
Ç
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması
İki ülkenin, aynı geliri her ikisinin de tam olarak vergilendirmesini önlemek amacıyla aralarında imzaladığı anlaşmadır.
→
Ç
Çoklu Zihinsel Modeller
Karar verirken tek bir disiplinin çerçevesine değil, psikoloji, ekonomi, matematik gibi farklı alanlardan gelen modellerin bir arada kullanılmasını öneren yaklaşım; Charlie Munger'ın 'örgü' (latticework) metaforuyla bilinir.
→
D
Davranışsal Finans
Yatırımcı kararlarını sadece ekonomik verilerle değil, psikolojik eğilimler ve bilişsel önyargılarla açıklamaya çalışan finans disiplinidir.
→
D
Defansif Hisse
Gıda, sağlık ve temel tüketim gibi talebi ekonomik dalgalanmalardan nispeten az etkilenen sektörlerdeki, kriz dönemlerinde diğer hisselere kıyasla daha az değer kaybetme eğiliminde olan hisselerdir.
→
D
Defansif Yatırımcı
Benjamin Graham'ın 'Akıllı Yatırımcı' kitabında tanımladığı, yatırımlarına düzenli analiz emeği ayırmak istemeyen, düşük riskli ve basit bir stratejiyle yetinen yatırımcı profilidir.
→
D
Defter Değeri
Bir şirketin bilançosundaki özkaynak tutarı — yani muhasebe kayıtlarına göre hissedarlara ait net varlık değeridir.
→
D
Değer Artış Kazancı
Bir gayrimenkul, hisse senedi ya da başka bir varlığın elden çıkarılmasından, alış ve satış fiyatı arasındaki farktan doğan kazançtır.
→
D
Değer Ortalaması (Value Averaging)
Her dönem sabit bir tutar yerine, portföyün önceden belirlenmiş bir hedef değere ulaşmasını sağlayacak değişken bir tutar yatırma stratejisidir — fiyat düştüğünde daha fazla, yükseldiğinde daha az (hatta satarak) katkı yapılır.
→
D
Değer Tuzağı (Value Trap)
Bir hissenin, sadece fiyatı geçmiş zirvesine göre çok düşmüş olduğu için 'ucuz' sanılmasıdır — oysa fiyat, bozulan temellerin doğal bir sonucu olarak düşüyordur.
→
D
Değer Yatırımı
Piyasa fiyatı, tahmini gerçek değerinin altında kalan şirketleri bulup, bu farktan faydalanmayı hedefleyen yatırım felsefesidir.
→
D
Değişken Gider
Hesaplayıcılı
Tutarı ay ay değişen, sabit gider oranının kapsamadığı harcama grubu (market, ulaşım, giyim, eğlence).
→
D
Devalüasyon
Bir ülkenin kendi para biriminin değerini, genelde resmi bir kararla, diğer para birimleri karşısında düşürmesidir.
→
D
Devekuşu Etkisi (Ostrich Effect)
Kötü bir finansal durumu (ekstre, hesap bakiyesi) görmekten psikolojik olarak kaçınmak için bilinçli ya da bilinçsiz şekilde göz ardı etme dürtüsüdür.
→
D
Devre Kesici
Piyasada fiyatların çok kısa sürede aşırı hareket etmesi durumunda işlemleri geçici olarak durdurarak paniği ve aşırı oynaklığı frenlemeyi amaçlayan otomatik borsa mekanizmasıdır.
→
D
Diderot Etkisi
Yeni alınan bir eşyanın, kişinin mevcut eşyalarıyla arasındaki uyumu bozarak, birbirine zincirlenmiş yeni satın alma dürtüleri yaratması durumu.
→
D
Dikkat Ekonomisi (Attention Economy)
Ücretsiz uygulama ve platformların, kullanıcıların ekranda geçirdiği süreyi reklam gelirine çevirerek para kazandığı iş modelidir.
→
D
Dönen Varlıklar
Bir şirketin bir yıl içinde nakde dönüştürülmesi veya kullanılması beklenen varlıklarıdır (nakit, alacaklar, stoklar gibi).
→
D
Döngüsel (Konjonktürel) Hisse
Otomotiv, inşaat ve dayanıklı tüketim gibi talebi doğrudan ekonominin büyüme ve daralma evreleriyle birlikte hareket eden sektörlerdeki hisselerdir.
→
D
Döviz Kuru
Bir ülkenin para biriminin, başka bir ülkenin para birimi karşısındaki değişim oranıdır.
→
D
Döviz Tevdiat Hesabı (DTH)
Bankalarda yabancı para cinsinden açılan, o para biriminin kendi faiziyle işleyen mevduat hesabının resmi adıdır.
→
D
Duran Varlıklar
Bir şirketin bir yıldan uzun sürede nakde çevrilmesi beklenen, bina, makine, arsa gibi uzun vadeli varlıklarıdır.
→
D
Duygusal Borçlanma
Bir ihtiyacı karşılamak için değil, o anki olumsuz bir duyguyu (üzüntü, stres, öfke, yalnızlık) bastırmak için borç veya harcama yapma eğilimidir.
→
D
Duygusal Kaldıraç
O anki güçlü bir duygu durumunun (coşku, üzüntü, öfke), normalde vermeyeceğin ölçekte bir harcama kararını büyütüp meşrulaştırması etkisidir.
→
D
Dürtme Teorisi (Nudge Theory)
İnsanlara yasak koymak yerine, 'varsayılan' seçenekleri değiştirerek onları belirli kararlara (otomatik BES kesintisi gibi) yönlendiren davranışsal iktisat yaklaşımı.
→
D
Dürtüsel Satın Alma
Duygusal bir durum, anlık tatmin isteği ya da dış bir tetikleyiciye tepki olarak, önceden düşünülmeden yapılan ani satın almadır.
→
D
Düşen Bıçağı Tutmak (Catching a Falling Knife)
Hızla değer kaybetmekte olan bir hisseyi, dibi bulduğunu varsayarak aniden ve büyük miktarda almaya çalışma davranışıdır.
→
E
Ekonomik Hendek
Bir şirketin rakiplerinin kolayca taklit edemeyeceği, uzun vadeli rekabet avantajını koruyan yapısal üstünlüğüdür.
→
E
Ekonomik Makine Modeli
Ray Dalio'nun, ekonomiyi üretkenlik artışı, kısa vadeli borç döngüsü ve uzun vadeli borç döngüsü olmak üzere üç temel gücün birleşiminden oluşan bir makine gibi tanımladığı çerçeve.
→
E
Emir Türleri (Piyasa ve Limit Emri)
Borsada alım-satım yaparken kullanılan, işlemin ne fiyattan ve nasıl gerçekleşeceğini belirleyen talimat türleridir.
→
E
Emtia
Petrol, doğalgaz, buğday, bakır gibi standartlaştırılmış, ham ya da az işlenmiş halde alınıp satılan fiziksel mallardır.
→
E
Endeks
Belirli bir kritere göre seçilmiş bir grup hissenin ortalama performansını tek bir sayıda özetleyen göstergedir.
→
E
Enflasyon
Genel fiyat seviyesinin zaman içinde artması, yani paranın satın alabildiği mal ve hizmet miktarının azalmasıdır.
→
E
Enflasyon Muhasebesi (Vergi Bağlamında)
Yüksek enflasyon dönemlerinde şirketlerin finansal tablolarını, paranın satın alma gücündeki değişimi yansıtacak şekilde yeniden düzenlemesini zorunlu kılan muhasebe uygulamasıdır.
→
E
Enflasyonist Borç Erimesi
Sabit faizli bir borcun gerçek (enflasyona göre düzeltilmiş) değerinin, yüksek enflasyon dönemlerinde zamanla erimesi — borçlunun lehine işleyen bir mekanizmadır.
→
E
Erken Ödeme Cezası
Sabit faizli bir konut kredisini vadesinden önce kapatırken, kalan anaparanın belirli bir yüzdesi üzerinden yasal olarak kesilebilen tazminat tutarıdır.
→
E
Ertelenmiş Vergi
Muhasebe kârı ile vergi mevzuatına göre hesaplanan vergiye tabi kâr arasındaki geçici farklardan doğan, gelecekte ödenecek (ertelenmiş vergi yükümlülüğü) ya da geri kazanılacak (ertelenmiş vergi varlığı) vergi tutarıdır.
→
E
Esas Faaliyet Karı
Bir şirketin, sadece ana iş faaliyetinden — finansman ve yatırım faaliyetleri hariç — elde ettiği kârdır; gelir tablosunun ikinci büyük ara toplamıdır.
→
E
Eurobond
Bir ülkenin ya da şirketin, kendi para birimi dışında (genelde dolar ya da euro cinsinden) uluslararası piyasalarda ihraç ettiği tahvildir.
→
F
F/K Oranı
Hesaplayıcılı
Hisse fiyatının, hisse başına kazancına bölümü. Piyasanın bir şirketin kazancına ne kadar 'ödemeye razı' olduğunu gösterir.
→
F
Faaliyet Karı
Bir şirketin esas faaliyetine, diğer faaliyetlerden elde ettiği gelir ve giderlerin eklenmesiyle bulunan; henüz finansman giderleri ve vergi düşülmeden önceki kâr rakamıdır.
→
F
Faiz Oranı
Borç verilen ya da mevduata yatırılan paranın, belirli bir dönem sonunda kazandırdığı ya da maliyetlendirdiği yüzdesel getiridir.
→
F
FAVÖK (EBITDA)
Hesaplayıcılı
Bir şirketin faiz, vergi, amortisman ve itfa giderleri düşülmeden önceki faaliyet kârlılığını gösteren ölçüttür.
→
F
FIFO Kuralı (İlk Giren İlk Çıkar)
Farklı zamanlarda, farklı fiyatlardan alınan aynı varlığın satışında, önce alınan lotun önce satıldığının varsayıldığı maliyet hesaplama yöntemidir.
→
F
Fırsat Maliyeti (Opportunity Cost)
Hesaplayıcılı
Bir seçeneği tercih ettiğinde, vazgeçtiğin en iyi ikinci alternatiften kaybettiğin, görünmez değerdir.
→
F
Finansal Aldatma (Financial Infidelity)
Bir eşten, partnerden ya da aileden borç, harcama ya da birikim hareketlerini bilerek gizleme davranışıdır.
→
F
Finansal Farkındalık (Financial Mindfulness)
Parayı harcarken ya da yatırım yaparken otomatik pilottan çıkıp, 'şu an bu parayı nereye ve neden gönderiyorum' bilincine ulaşma halidir.
→
F
Finansal Öz-Denetim (Self-Audit)
Başkasına ya da bankaya değil, kişinin düzenli aralıklarla kendi cüzdanına hesap vermesi, nakit akışını rasyonel bir süzgeçten geçirmesi işlemidir.
→
F
Finansal Sızıntı (Financial Leakage)
Yıl boyunca fark edilmeden bütçeye yerleşen, kullanılmayan abonelikler, yüksek fon kesintileri, yenilenen sigorta zamları veya gereksiz banka komisyonları gibi sessiz giderlerin toplamı.
→
F
Firma Değeri (Enterprise Value)
Bir şirketin piyasa değerine toplam borcunu ekleyip elindeki nakdi çıkararak bulunan, sermaye yapısından bağımsız gerçek satın alma maliyeti.
→
F
Fiyat Körlüğü (Price Blindness)
Sürekli artan fiyatlar karşısında tüketicinin zihnindeki 'adil değer' algısının aşınması ve bir süre sonra her yeni rakamı sorgulamadan normal kabul etmesi.
→
F
Fiyat/Satış Oranı (P/S)
Bir şirketin piyasa değerinin, yıllık satış (hasılat) rakamına bölünmesiyle bulunan, henüz kâr etmeyen şirketleri değerlemek için kullanılan orandır.
→
F
FOMO (Fırsatı Kaçırma Korkusu)
Bir varlığın fiyatı hızla yükselirken 'treni kaçırma' kaygısıyla, soğukkanlı analiz yapmadan ve genellikle fiyatın zirvesine yakın bir noktada alım yapma dürtüsüdür.
→
F
Fon Yönetim Ücreti
Hesaplayıcılı
Bir yatırım fonunun, portföyü yönetme karşılığında yatırımcıdan yıllık olarak kestiği, genelde yüzde olarak ifade edilen ücrettir.
→
G
Gelir Tablosu
Bir şirketin belirli bir dönemdeki gelirlerini, giderlerini ve sonucunda elde ettiği kâr ya da zararı gösteren finansal tablodur.
→
G
Gelir Vergisi Dilimi
Kümülatif gelir vergisi matrahının belirli eşikleri aşan kısımlarına uygulanan, kademeli olarak artan vergi oranı — sadece aşan kısım yeni orandan vergilenir, matrahın tamamı değil.
→
G
Getiri Eğrisi
Aynı kredi kalitesindeki tahvillerin, farklı vadelere göre sundukları faiz oranlarını gösteren grafiktir.
→
G
Getiri Sıralaması Riski (Sequence of Returns Risk)
Emeklilik/çekim döneminin ilk yıllarında yaşanan kötü getirilerin, düzenli çekimlerle birleşince portföyü kalıcı olarak zayıflatma riski. Uzun vadeli ortalama getiri aynı kalsa bile, kötü yılların NE ZAMAN geldiği sonucu kökten değiştirir.
→
G
Girişimci Yatırımcı
Benjamin Graham'ın 'Akıllı Yatırımcı' kitabında tanımladığı, piyasa ortalamasının üzerinde getiri elde etmek için ciddi zaman ve analiz emeği ayırmaya istekli yatırımcı profilidir.
→
G
Göreceli Getiri Tuzağı
Bir yatırımcının performansını mutlak kayıp/kazanç yerine bir kıyaslama endeksine göre değerlendirmesi, endeks düşerken 'daha az kaybetmeyi' başarı sayması eğilimidir.
→
G
Göreli Güç (Relative Strength)
Bir hissenin fiyat performansının, bir endekse veya emsal gruba göre ne kadar güçlü ya da zayıf olduğunu ölçen karşılaştırmalı bir performans ölçütüdür.
→
G
Graham Sayısı (Graham Number)
Benjamin Graham'ın, bir hissenin defansif bir yatırımcı için makul üst fiyat sınırını hesaplamak amacıyla önerdiği formüldür: karekök(22,5 × Hisse Başına Kâr × Hisse Başına Defter Değeri).
→
G
Gram Altın
Türkiye'de bankalar ve Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası üzerinden, gramaj bazında alınıp satılabilen, dar alış-satış farkına sahip en likit altın yatırım aracı.
→
G
GSYH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)
Bir ülke sınırları içinde belirli bir dönemde üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam parasal değeridir.
→
G
Güvenli Çekim Oranı (Safe Withdrawal Rate)
Bir birikimden her yıl çekilen tutarın, anaparanın uzun vadede (genelde 30+ yıl) tükenmeyeceği varsayılan yüzdesidir — erken finansal özgürlük hesaplamalarının temel girdisidir.
→
G
Güvenli Liman (Safe Haven)
Piyasalarda belirsizlik veya kriz dönemlerinde, yatırımcıların değerini koruma beklentisiyle yöneldiği; altın, ABD doları, İsviçre Frangı, Japon Yeni gibi varlıklara verilen ortak isim.
→
G
Güvenlik Marjı
Bir varlığın gerçek (içsel) değeri ile piyasa fiyatı arasındaki, değerleme hatalarına karşı tampon oluşturan farktır.
→
G
GYO (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı)
Doğrudan mülk satın almadan, borsada işlem gören hisseler aracılığıyla gayrimenkul gelirine ortak olmayı sağlayan yatırım şirketi türüdür.
→
H
Halka Açıklık Oranı (Free Float)
Bir şirketin toplam hisselerinin, kurucu veya stratejik ortakların elinde kilitli olmayıp borsada serbestçe alınıp satılabilen kısmının oranıdır.
→
H
Halka Arz
Bir şirketin hisselerini ilk kez halka, yani genel yatırımcı kitlesine satarak borsada işlem görmeye başlamasıdır.
→
H
Halka Arz İskontosu
Bir şirketin halka arz sürecinde, talebi güçlendirmek ve satışı garanti altına almak amacıyla hisselerini tahmini adil değerinin bir miktar altında bir fiyattan satışa sunmasıdır.
→
H
Halter (Barbell) Stratejisi
Portföyün orta risk seviyesindeki varlıklardan kaçınıp, çok güvenli/düşük riskli varlıklarla yüksek riskli/yüksek potansiyelli varlıklar arasında iki uçta yoğunlaşan bir varlık dağılımı yaklaşımıdır.
→
H
Harcama Sürtünmesi (Spending Friction)
Parayı harcama süreci ile karar anı arasına bilerek konulan fiziksel ya da zihinsel engellerdir.
→
H
Hayalet Ürün (Vaporware)
Ortada çalışan, satılabilir somut bir ürün olmamasına rağmen, sırf trend olan bir teknoloji kelimesini taşıdığı için yüksek piyasa değeri kazanan şirket ya da projedir.
→
H
Hazine Bonosu
Devletin kısa vadeli (genelde bir yıldan kısa) finansman ihtiyacını karşılamak için ihraç ettiği borçlanma aracıdır.
→
H
Hedging (Kur Riskinden Korunma)
Gelecekteki kur dalgalanmalarından zarar görmemek için, vadeli işlem sözleşmeleri gibi araçlarla bugünden bir kuru sabitleme stratejisidir.
→
H
Hindi Problemi
Geçmişte hiç kesintiye uğramamış bir örüntüden, geleceğin de aynı şekilde güvenli olacağı sonucunu çıkarma yanılgısıdır.
→
H
Hisse Başına Kazanç (EPS)
Hesaplayıcılı
Bir şirketin net kârının, toplam hisse sayısına bölünmesiyle bulunan, her bir hisseye düşen kâr payıdır.
→
H
Hisse Geri Alımı
Bir şirketin, piyasadan kendi hisselerini satın alarak dolaşımdaki toplam hisse sayısını azaltmasıdır.
→
H
Hisse Senedi
Bir şirketin ortaklık payını temsil eden, borsada alınıp satılabilen menkul kıymettir.
→
İ
İçsel Değer
Bir varlığın spekülatif piyasa fiyatından bağımsız olarak, gerçek hayatta ürettiği somut nakit akışına ya da faydaya dayalı matematiksel değeridir.
→
İ
İflas
Bir şirketin borçlarını ödeyemez duruma gelmesi ve bu durumun hukuki olarak tescil edilmesidir.
→
İ
İkame Edilebilirlik (Fungibility)
Paranın kaynağı ne olursa olsun (maaş, miras, borsa kârı), her 1 TL'nin diğer 1 TL ile birebir aynı satın alma gücüne ve değere sahip olması ilkesidir.
→
İ
İkinci Seviye Düşünme (Second-Level Thinking)
Bir yatırım fikrinin sadece doğru olup olmadığını değil, bu bilginin zaten piyasa fiyatına yansımış olup olmadığını sorgulayan düşünme biçimidir.
→
İ
İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet (MBS)
Çok sayıda konut kredisinin bir araya getirilip paketlenmesiyle oluşturulan, bu kredilerin ödeme akışına dayalı olarak yatırımcılara satılan menkul kıymettir.
→
İ
İpotek / Rehin (Teminatlı Kredi)
Borç tamamen kapanana kadar alınan varlığın (ev ya da araç) üzerine bankanın yasal hak tesis ettiği, krediyi güvence altına alan düzenlemedir.
→
İ
İrade Tüketimi (Ego Depletion)
Gün içinde alınan çok sayıda küçük kararın zihinsel enerjiyi tüketmesi ve günün ilerleyen saatlerinde karar kalitesinin düşmesi fikri.
→
İ
İskonto
Hesaplayıcılı
Bir menkul kıymetin, nominal (itibari) değerinin altında bir fiyattan alınıp satılmasıdır.
→
İ
İsteğe Bağlı Gider (Discretionary Spending)
Kira, aidat ya da fatura gibi zorunlu olmayan; dışarıda yemek, eğlence, alışveriş gibi anlık tercihe bağlı bütçe kalemidir.
→
İ
İstisna vs. Muafiyet
İstisna, belirli bir gelirin ya da işlemin vergi kapsamı dışında tutulmasıyken; muafiyet, belirli bir kişi ya da kurumun tamamen vergi yükümlülüğü dışında bırakılmasıdır.
→
İ
İşsizlik Oranı
Çalışabilir durumda olup iş arayan, ama iş bulamayan kişilerin, toplam işgücüne oranıdır.
→
İ
İştirak
Bir şirketin, üzerinde önemli etkiye sahip olduğu ama kontrol sahibi olmadığı (genelde oy hakkının kabaca %20-50'si arası) başka bir şirketteki payına verilen isimdir.
→
İ
İtfa (Amortisman)
Bir varlığın maliyetinin, kullanım ömrü boyunca kademeli olarak gidere yazılmasıdır.
→
İ
İyi Borç / Kötü Borç (Good Debt vs. Bad Debt)
Değerlenen bir varlık edinmek için alınan borç (iyi borç) ile sadece tüketim ya da statü için alınan borç (kötü borç) arasındaki ayrımdır.
→
J
Jeopolitik Risk
Savaş, siyasi kriz, ticaret çatışması gibi uluslararası gelişmelerin, piyasalarda yarattığı belirsizlik ve fiyat riskidir.
→
K
Kaldıraç
Yatırım büyüklüğünü artırmak için kendi sermayenin yanında ödünç alınan parayı da kullanmaktır — hem kazancı hem kaybı büyütür.
→
K
Kaldıraçlı İşlem (VİOP)
Yatırımcının kendi sermayesinden daha büyük bir pozisyon açmasına imkan tanıyan, Borsa İstanbul bünyesindeki Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) üzerinden gerçekleştirilen işlem türüdür.
→
K
Kara Kuğu (Black Swan)
Son derece nadir görülen, önceden tahmin edilmesi neredeyse imkansız, ama gerçekleştiğinde piyasalar üzerinde muazzam bir etkisi olan olaylardır.
→
K
Karanlık Tasarım (Dark Patterns)
E-ticaret arayüzlerinin, rasyonel düşünme sürecini sabote edip anlık satın alma kararı aldırmak için bilerek kodlanmış tuzakları — 'son 1 ürün', geri sayan indirim sayaçları gibi.
→
K
Karar Yorgunluğu (Decision Fatigue)
Birden fazla finansal konu arasında sürekli seçim yapmaya çalışan zihnin, zamanla tükenip daha kötü kararlar almaya başlaması durumudur.
→
K
Katılım Fonu
Faiz içermeyen, İslami finans prensiplerine uygun şekilde yönetilen, kâr-zarar ortaklığı esasına dayanan yatırım fonu türüdür.
→
K
Kayıptan Kaçınma
İnsanların bir şeyi kaybetmenin acısını, eşdeğer bir şeyi kazanmanın sevincinden psikolojik olarak daha güçlü hissetmesi eğilimidir.
→
K
Kaynayan Kurbağa Sendromu
Ani ve büyük bir değişimin güçlü tepki yaratmasına karşın, aynı değişim küçük adımlarla kademeli geldiğinde fark edilmeden kabullenilmesi durumunu anlatan popüler bir metafor.
→
K
Kelly Kriteri
Beklenen kazanma olasılığına ve kazanç/kayıp oranına göre, bir pozisyona sermayenin ne kadarının ayrılması gerektiğini matematiksel olarak hesaplayan bir pozisyon büyüklüğü formülüdür.
→
K
Kıtlık Taktiği (Manufactured Scarcity)
'Sadece birkaç adet kaldı' ya da geri sayım sayaçları gibi, gerçek ya da yapay bir kıtlık hissi yaratarak hızlı karar aldırmayı amaçlayan bir pazarlama tekniğidir.
→
K
KKDF (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu)
Tüketici kredilerinin faizi üzerinden devlete ödenen, kredi türüne göre değişen oranlarda uygulanan bir fon kesintisidir.
→
K
Kontraryan Yatırım
Çoğunluğun görüşünün tersine hareket ederek, piyasanın gözden kaçırdığı veya aşırı tepki verdiği fırsatları arama yaklaşımıdır.
→
K
Kredi Limiti
Bir bankanın, kredi kartı ya da kredi hesabında kullanmana izin verdiği azami borçlanma tutarıdır.
→
K
Kredi Notu
Bir kişinin ya da kurumun borçlarını geçmişte ne kadar düzenli ödediğini özetleyen, gelecekteki ödeme gücünü tahmin etmek için kullanılan puandır.
→
K
Kredi Temerrüt Takası (CDS)
Bir borçlunun borcunu ödeyememesi (temerrüt) riskine karşı, bir tarafın diğerine düzenli prim ödeyerek koruma satın aldığı, sigortaya benzeyen bir türev sözleşmedir.
→
K
Kripto Para
Merkezi bir otorite olmadan, kriptografi ve dağıtık defter teknolojisiyle (blokzincir) çalışan dijital bir değer aracıdır.
→
K
Kumarhane Parası Etkisi (House Money Effect)
Yatırımdan elde edilen kârı 'kendi paran' değil 'piyasanın parası' gibi görüp, o kârla normalde asla almayacağın kadar riskli pozisyonlara girme eğilimidir.
→
K
Kupa-Kulp Formasyonu
William J. O'Neil'in CAN SLIM sisteminde kullandığı, fiyatın U şeklinde bir düzeltme (kupa) yapıp ardından kısa bir yatay geri çekilmeyle (kulp) taban oluşturduğu, kırılma noktası arandığı bir fiyat formasyonu.
→
K
Kur Farkı Kazancı
Döviz cinsinden bir varlığın (döviz mevduatı, döviz cinsi hisse/tahvil) elden çıkarılması ya da değerlenmesi sırasında, kur hareketinden kaynaklanan kazançtır.
→
K
Kurumsal Yönetim
Bir şirketin yönetim kurulu, üst yönetim ve hissedarlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, şeffaflık ve hesap verebilirliği hedefleyen ilkeler bütünüdür.
→
K
Kuyruk Riski (Tail Risk)
Bir yatırımın getiri dağılımının uç noktalarında bulunan, nadiren gerçekleşen ama gerçekleştiğinde çok büyük etkili olan olayların oluşturduğu risktir.
→
K
Küçük Zaferler Etkisi (Small Wins Effect)
İnsan beyninin, büyük bir hedefe ulaşmadan önce yoldaki küçük engelleri aştıkça artan motivasyon ve bağlılık eğilimidir.
→
K
Külçe Altın (Bullion)
Standart ağırlıklarda (100 gram, 1 kilogram gibi) dökülmüş, saflık ve ağırlığı sertifikalandırılmış, genelde toplu miktarlarda alınan fiziki altın külçesi.
→
K
Kümülatif Gelir Vergisi Matrahı
Bir ücretlinin yıl başından itibaren o aya kadarki gelir vergisi matrahlarının toplamı; hangi vergi diliminde olduğunu bu toplam belirler, tek ayın matrahı değil.
→
L
Latte Faktörü (The Latte Factor)
Günlük ya da aylık, tek başına önemsiz görünen küçük harcamaların, yatırıma dönüştürülmediği için yıllar içinde yarattığı büyük servet kaybıdır.
→
L
Likidasyon
Bir şirketin varlıklarının satılarak nakde çevrilmesi ve elde edilen paranın alacaklılara/hissedarlara dağıtılması sürecidir.
→
L
Likidite
Bir varlığın, değer kaybetmeden ne kadar hızlı nakde çevrilebileceğinin ölçüsüdür.
→
L
Lot
Borsada bir defada alınıp satılabilen, standartlaştırılmış en küçük ya da standart işlem miktarıdır.
→
L
LTV (Kredi/Değer Oranı — Loan to Value)
Bir bankanın, alınacak konut veya aracın ekspertiz değerinin en fazla yüzde kaçına kadar kredi kullandırabileceğini gösteren yasal tavan oranıdır.
→
M
Makro Yatırım
Tekil şirketler yerine para birimleri, faiz oranları ve küresel ekonomik eğilimler üzerine pozisyon alan yatırım yaklaşımıdır.
→
M
Marj Tamamlama Çağrısı
Kaldıraçlı bir pozisyonda zarar büyüdüğünde, aracı kurumun yatırımcıdan ek teminat yatırmasını talep etmesidir.
→
M
Mark to Market (Piyasa Değerine Göre Değerleme)
Bir varlığın ya da sözleşmenin değerini, geçmişteki maliyeti yerine güncel piyasa fiyatına göre kayıtlara yansıtan muhasebe yöntemidir.
→
M
Menkul Kıymet
Hisse senedi, tahvil gibi devredilebilir, standartlaştırılmış ve belirli bir parasal değer taşıyan finansal varlıkların genel adıdır.
→
M
Menkul Sermaye İradı (MSİ)
Hisse senedi temettüsü, tahvil/bono faizi, mevduat faizi gibi sermaye araçlarından elde edilen düzenli gelirlerin vergi mevzuatındaki genel adıdır.
→
M
Merkez Bankası
Bir ülkenin para politikasını yöneten, faiz oranlarını belirleyen ve fiyat istikrarından sorumlu resmi kurumdur.
→
M
Metrik İllüzyonu
Bir şirketin gerçek finansal performansı yerine, doğrudan nakit akışı üretmeyen 'kullanıcı sayısı' ya da 'tıklanma' gibi ikincil ölçütlerle başarı algısı yaratmasıdır.
→
M
Mevduat
Bir bankaya belirli bir süreliğine ya da vadesiz olarak yatırılan, karşılığında faiz kazanılabilen para birikimidir.
→
M
Mevduat Sigortası
Bir bankanın batması ya da el konulması durumunda, mevduat sahiplerinin belirli bir üst sınıra kadar olan parasının devlet güvencesiyle karşılanmasını sağlayan sistemdir.
→
M
Model Riski
Bir matematiksel modelin geçmiş veriye dayalı varsayımlarının, gerçek dünyada beklenmedik bir durumda geçerliliğini yitirmesi riskidir.
→
M
Momentum
Son dönemde güçlü performans gösteren varlıkların, kısa-orta vadede bu eğilimi sürdürme eğiliminden faydalanmaya çalışan yaklaşımdır.
→
M
Momentum (Yatırımda)
Bir hissenin yakın geçmişteki fiyat performansının, yakın gelecekte de bir süre daha aynı yönde devam etme eğilimine dayanan bir yatırım faktörüdür.
→
M
Muafiyet (Deductible)
Bir hasar durumunda sigortalının kendi cebinden ödemeyi kabul ettiği, ancak poliçe primini belirgin şekilde düşüren alt limittir.
→
N
Nakit Akım Tablosu
Bir şirketin belirli bir dönemdeki işletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit giriş ve çıkışlarını gösteren, üç temel mali tablodan biridir.
→
N
Nakit Akışı
Bir şirketin belirli bir dönemde fiilen elde ettiği ve harcadığı nakdin hareketini gösteren tablodur.
→
N
Nakit Akışı Pozitifliği (Positive Cash Flow)
Bir borçla edinilen varlığın getirdiği düzenli gelirin, o borcun taksit yükünü karşılaması ya da aşması durumudur.
→
N
Nakit Opsiyonalitesi (Cash Optionality)
Nakit tutmayı 'atıl bir varlık' değil, gelecekteki bir fırsatı yakalamak için elde tutulan stratejik bir opsiyon olarak gören yaklaşımdır.
→
N
Nakit Yakma Hızı (Burn Rate)
Henüz kâr etmeyen bir şirketin, elindeki nakdi aylık olarak operasyonel giderlerle ne hızda tükettiğini gösteren ölçüttür.
→
N
Net Borç/FAVÖK
Hesaplayıcılı
Bir şirketin net borcunun (toplam borç eksi nakit), faaliyetlerinden ürettiği nakit akışını temsil eden FAVÖK'e oranıdır — şirketin borcunu kaç yılda kapatabileceğine dair kaba bir gösterge sunar.
→
N
Net Değer (Servet)
Hesaplayıcılı
Sahip olduğun tüm varlıkların toplam değerinden, tüm borçlarının çıkarılmasıyla bulunan, kişisel finansal durumunun en özet göstergesidir.
→
N
Net Faiz Marjı (NIM)
Bir bankanın topladığı mevduata ödediği faiz ile dağıttığı kredilerden aldığı faiz arasındaki farkın, faiz getirili varlıklarına oranıdır.
→
N
Net Kar (Dönem Karı)
Bir şirketin vergi öncesi kârından dönem vergi giderinin düşülmesiyle bulunan, gelir tablosunun en alt satırındaki nihai kâr rakamıdır.
→
N
Net Kâr Marjı
Hesaplayıcılı
Bir şirketin toplam satış gelirinin yüzde kaçının net kâra dönüştüğünü gösteren orandır.
→
N
Net Yabancı Para Pozisyonu
Bir şirketin döviz cinsinden varlıkları ile döviz cinsinden yükümlülükleri arasındaki farktır; kur hareketlerine ne yönde ve ne kadar maruz kaldığını gösterir.
→
N
Nicel Yatırım (Kantitatif Yatırım)
Yatırım kararlarının insan sezgisi yerine matematiksel modeller, istatistiksel analiz ve algoritmalarla alındığı yaklaşımdır.
→
N
Nominal Değer
Bir tahvilin ya da hissenin üzerinde yazılı, ihraç sırasında belirlenen sabit değeridir — piyasa fiyatından farklıdır.
→
O
Onaylama Önyargısı (Confirmation Bias)
Sadece kendi mevcut görüşünü doğrulayan bilgiyi arama, buna ters düşen bilgiyi ise göz ardı etme ya da hafife alma eğilimidir.
→
O
Ons Altın (XAU)
Küresel altın piyasasında fiyatlamanın temel birimi olan troy ons (31,1035 gram) cinsinden ifade edilen, genelde ABD doları üzerinden kote edilen altın fiyatı.
→
O
Opsiyon
Belirli bir varlığı, önceden belirlenmiş bir fiyattan, belirli bir tarihe kadar alma ya da satma hakkı (ama yükümlülüğü değil) veren finansal sözleşmedir.
→
O
Ortalama Maliyet Düşürme (DCA)
Piyasayı zamanlamaya çalışmak yerine, belirli aralıklarla sabit bir tutarı düzenli olarak yatırıma yönlendirme stratejisidir.
→
O
Otomatik Pilot Harcaması
Finansal farkındalığın azalıp, hesap özetindeki düzenli otomatik kesintilerin sorgulanmadan 'sabit gider' olarak kabul edilmesi eğilimidir.
→
O
Oy Hakkı
Bir hissedarın, şirketin genel kurul toplantılarında yönetim kurulu seçimi gibi önemli kararlarda oy kullanma hakkıdır.
→
Ö
Ödeme Acısı (Pain of Paying)
Nakit para harcarken banknotların elden çıkmasının beyinde yarattığı rahatsızlık hissidir — kredi kartları bu acıyı büyük ölçüde azaltır.
→
Ö
Ödeme Gücü (Faiz Karşılama Oranı)
Hesaplayıcılı
Bir şirketin, faaliyet kârının faiz giderlerini kaç kat karşılayabildiğini gösteren, borç ödeme kapasitesi ölçütüdür.
→
Ö
Ödenmiş Sermaye
Şirket ortaklarının şirkete nakit veya ayni olarak fiilen ödediği sermaye tutarıdır — ticaret sicilinde kayıtlı (taahhüt edilen) sermayeden farklı olabilir.
→
Ö
Ölçek Ekonomisi
Üretim veya faaliyet hacmi arttıkça, birim başına düşen maliyetin azalması durumudur.
→
Ö
Önce Kendine Öde (Pay Yourself First)
Maaş yattığı anda, faturalar ve harcamalar ödenmeden önce, gelirin belirli bir kısmının otomatik olarak birikim/yatırım hesabına aktarılması sistemi.
→
Ö
Özkaynak
Hesaplayıcılı
Bir şirketin toplam varlıklarından tüm borçları çıkardıktan sonra hissedarlara ait kalan kısımdır.
→
P
Para Kadranı (Money Dial)
Harcamalarının hangi değerden (özgürlük, deneyim, sosyal bağ, konfor gibi) gerçek memnuniyet aldığını gösteren kişisel çerçeve. Ramit Sethi'nin popülerleştirdiği bir kavramın Türkçe karşılığı.
→
P
Park Edilmiş Para (Idle Cash)
Vadesiz hesapta boşta duran, enflasyona karşı eriyen ve bir fona ya da yatırıma yönlendirilmesi gereken tembel bakiyedir.
→
P
Pasif Gelir Oranı
Hesaplayıcılı
Net gelirinin, aktif çaba gerektirmeyen kaynaklardan (kira, temettü, faiz) gelen kısmının oranı.
→
P
Pasif Yatırım
Bireysel hisse seçmek ya da piyasayı zamanlamak yerine, bir endeksi düşük maliyetle birebir takip etmeyi hedefleyen yatırım yaklaşımıdır.
→
P
PD/DD Oranı
Hesaplayıcılı
Bir şirketin piyasa değerinin, muhasebe kayıtlarındaki defter değerine oranıdır.
→
P
PEG Oranı
Hesaplayıcılı
F/K oranının, şirketin beklenen yıllık kâr büyüme oranına bölünmesiyle elde edilen; sadece fiyatı değil, büyümeyi de hesaba katan bir değerleme ölçütüdür.
→
P
Piyasa Değeri
Hesaplayıcılı
Bir şirketin borsadaki toplam değeridir; hisse fiyatının, toplam hisse sayısıyla çarpılmasıyla bulunur.
→
P
Piyasa Yapıcı (Market Maker)
Bir varlık için sürekli olarak hem alım hem satım fiyatı (kotasyon) vererek piyasada likidite sağlayan, alıcı ile satıcıyı buluşturan aracı kurum ya da kuruluştur.
→
P
Piyasa Zamanlaması (Market Timing)
Yatırımcının piyasanın dip ve zirve noktalarını önceden tahmin ederek alım-satım kararlarını buna göre vermeye çalışmasıdır.
→
P
Piyasayı Köşeye Sıkıştırma (Cornering the Market)
Bir yatırımcı ya da grubun, bir malın veya varlığın arzının büyük kısmını ele geçirip fiyatı yapay olarak yukarı taşıması, sonra diğer piyasa katılımcılarını bu fiyattan işlem yapmaya zorlamasıdır.
→
P
Plastik İllüzyonu
Kredi kartı ya da dijital cüzdanlardaki bakiyelerin, fiziksel bir karşılığı görülüp dokunulmadığı için beyin tarafından 'gerçek dışı' para gibi algılanması durumudur.
→
P
Ponzi Şeması (Piramit Şeması)
Yeni yatırımcılardan toplanan parayla önceki yatırımcılara vadedilen yüksek getirinin ödendiği, gerçek bir kâr üretimine dayanmayan dolandırıcılık yapısı. Yeni para girişi yavaşladığı anda çökmeye mahkumdur.
→
P
Portföy Çeşitlendirmesi
Yatırımlarını farklı varlık türlerine, sektörlere ya da coğrafyalara dağıtarak tek bir riskin portföyünü tümden vurmasını önlemektir.
→
P
Portföy Yeniden Dengeleme (Rebalancing)
Yıl içinde çok yükselen veya çok düşen varlıkların satılıp alınarak, portföyün baştaki hedef risk oranlarına zorla geri getirilmesi işlemi.
→
P
Portföy Yönetimi
Bir yatırımcının sahip olduğu tüm varlıkları, hedeflerine ve risk toleransına uygun şekilde bir bütün olarak planlama ve sürdürme sürecidir.
→
P
Prime Esas Kazanç (PEK)
SGK priminin üzerinden hesaplandığı taban/tavan aralığındaki tutar; 2026'da taban asgari ücrete eşit 33.030 TL, tavan 297.270 TL.
→
P
Prospect Teorisi
Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin, insanların risk altında nasıl karar verdiğini açıklayan; kazançların ve kayıpların farklı bir psikolojik ölçekle değerlendirildiğini gösteren davranışsal ekonomi modeli.
→
R
Reel Efektif Döviz Kuru (REK)
Türk Lirası'nın, Türkiye'nin dış ticaret yaptığı ülkelerin para birimlerine ve aralarındaki enflasyon farklarına göre ağırlıklandırılarak hesaplanan, TL'nin 'gerçek' değerini gösteren resmi endeks.
→
R
Reel Faiz
Nominal faiz oranının enflasyon etkisinden arındırılmış hâlidir — paranın gerçek satın alma gücü üzerinden kazandırdığı (veya kaybettirdiği) getiridir.
→
R
Reel Getiri
Hesaplayıcılı
Bir yatırımın, enflasyon etkisi çıkarıldıktan sonraki gerçek alım gücü kazancıdır.
→
R
Reel İkiye Katlanma
Paranın rakamsal (nominal) olarak iki katına çıkmasıyla, enflasyondan arındırıldıktan sonra gerçek alım gücünün iki katına çıkması arasındaki farkı ayırt eden kavramdır.
→
R
Reel Servet Büyümesi
Net değerin bir önceki yıla kıyasla sadece rakamsal olarak değil, resmi enflasyon düşüldükten sonra ne kadar büyüdüğünü gösteren ölçüt.
→
R
Refleksivite Teorisi
Piyasa fiyatlarının sadece temel değerleri yansıtmadığını, yatırımcı algısının da temel değerleri ve sonraki fiyatları etkileyebileceğini öne süren teoridir.
→
R
Repo
Bir tarafın menkul kıymeti belirli bir fiyattan satıp, önceden belirlenmiş bir tarihte geri almayı taahhüt ettiği, kısa vadeli bir borçlanma işlemidir.
→
R
Resesyon
Bir ekonominin, ekonomik aktivitenin belirgin biçimde daraldığı, genelde art arda iki çeyrek boyunca küçüldüğü dönemdir.
→
R
Risk İştahı
Bir yatırımcının, potansiyel kayıplara karşı ne kadar tahammül gösterebildiği ve buna göre ne kadar risk almaya istekli olduğudur.
→
R
Risk Kapasitesi
Bir yatırımcının, kendi finansal durumu (gelir istikrarı, borç yükü, likidite ihtiyacı) nedeniyle objektif olarak ne kadar risk alabileceğini ifade eder — risk toleransından farklı bir kavramdır.
→
R
Risk Paritesi (Risk Parity)
Sermayeyi değil, riski varlık sınıfları arasında dengeli dağıtmayı hedefleyen portföy yaklaşımı. Ray Dalio'nun "All Weather" stratejisinin temelini oluşturur.
→
R
Risk Primi
Yatırımcıların, risksiz kabul edilen bir yatırıma kıyasla, daha riskli bir varlığı tutmaları için talep ettiği ek getiridir.
→
R
Risk Toleransı Kayması
Yaşın ilerlemesi, evlilik, çocuk sahibi olma veya makroekonomik krizler gibi nedenlerle, yatırımcının yılın başında belirlediği risk alma kapasitesinin zamanla değişmesi durumu.
→
R
Risk Transferi
Beklenmedik ve büyük bir finansal kaybı, önceden belirlenmiş küçük ve sabit bir prim karşılığında sigorta şirketine devretme işlemidir.
→
R
Risk Yönetimi
Bir yatırımın veya portföyün maruz kalabileceği olası kayıpları tanımlama, ölçme ve sınırlama sürecidir.
→
R
ROA (Aktif Kârlılığı)
Hesaplayıcılı
Bir şirketin sahip olduğu toplam varlıkları ne kadar verimli kullanarak kâr ürettiğini gösteren orandır.
→
R
ROE (Özkaynak Kârlılığı)
Hesaplayıcılı
Şirketin, hissedarların koyduğu özkaynağı ne kadar verimli çalıştırdığını gösteren orandır.
→
R
RSI (Göreli Güç Endeksi)
0-100 arasında değer alan, bir hissenin kısa vadede aşırı alım ya da aşırı satım bölgesinde olup olmadığını gösteren teknik analiz osilatörüdür.
→
R
Rüçhan Hakkı
Bir şirketin sermaye artırımına gitmesi durumunda, mevcut hissedarlarına yeni çıkarılacak hisseleri öncelikli olarak ve genellikle piyasa fiyatının altında bir fiyattan satın alma hakkı tanımasıdır.
→
S
Sabit Gider Oranı
Hesaplayıcılı
Her ay değişmeyen zorunlu giderlerinin (kira, taksit, abonelik, sigorta), toplam gelirine oranı.
→
S
Sahiplik Etkisi
Bir şeye sahip olduktan sonra, ona objektif değerinden daha fazla değer atfetme eğilimidir.
→
S
Sahte İhtiyaç İllüzyonu
Aslında bir istek olan bir şeyi, zihinsel olarak bir ihtiyaçmış gibi yeniden çerçeveleyip harcamayı meşrulaştırma eğilimidir.
→
S
Sanal Zenginlik Tuzağı
Bir algoritmanın geçmiş arama ve satın alma davranışına bakarak sana özel, kişiselleştirilmiş reklamlarla harcama isteği uyandırması eğilimidir — dışarıdan, doğrudan sana yönelik gelir.
→
S
Satın Alma Pişmanlığı (Buyer's Remorse)
Dopamin şoku geçtikten ve ürün eline ulaştıktan kısa süre sonra ortaya çıkan 'bu parayı neden harcadım?' pişmanlığı.
→
S
Scuttlebutt Yöntemi
Philip Fisher'ın geliştirdiği, bir şirketi finansal tablolar yerine müşterileri, rakipleri, tedarikçileri ve çalışanlarıyla konuşarak araştırma yöntemi.
→
S
Serbest Nakit Akışı (Free Cash Flow)
Bir şirketin faaliyet nakit akışından, işini sürdürmek ve büyütmek için yaptığı sermaye harcamaları (CapEx) çıkarıldıktan sonra elinde kalan, gerçekten serbestçe kullanılabilir nakit.
→
S
Sermaye
Bir işi kurmak, sürdürmek ya da büyütmek için kullanılan para, varlık ya da kaynakların toplamıdır.
→
S
Sermaye Yeterlilik Rasyosu (SYR)
Bir bankanın özkaynaklarının, taşıdığı risklere (kredi, piyasa, operasyonel) oranla ne kadar güvenlik tamponu sağladığını gösteren, düzenleyici tarafından belirlenmiş yasal eşiği olan ölçüttür.
→
S
Sharpe Oranı
Hesaplayıcılı
Bir portföyün, üstlendiği toplam risk (getirinin oynaklığı) başına ne kadar ekstra getiri sağladığını ölçen, risk-ayarlı performans göstergesidir.
→
S
Short Squeeze (Kısa Pozisyon Sıkıştırması)
Açığa satış yapan yatırımcıların, fiyatın beklenmedik şekilde yükselmesi karşısında zararlarını sınırlamak için panikle alım yapmak zorunda kalması ve bu alımların fiyatı daha da yukarı itmesi durumudur.
→
S
Sıfır Harcama Günü (No-Spend Day)
Fatura ve önceden planlanmış zorunlu alışverişler dışında, 24 saat boyunca hiçbir dürtüsel harcama yapılmayan disiplin günüdür.
→
S
Silindir Önünde Bozuk Para Toplamak
İstikrarlı küçük kazançlar biriktiren ama gözden kaçan, çok nadir gerçekleştiğinde her şeyi silecek bir kayıp riski taşıyan strateji türünü tanımlar.
→
S
Sistem 1 ve Sistem 2
Psikolog Daniel Kahneman'ın tanımladığı, zihnin karar verirken kullandığı iki farklı düşünme biçimi: hızlı/içgüdüsel (Sistem 1) ve yavaş/analitik (Sistem 2).
→
S
Sistemik Risk
Bir kurumun ya da varlığın çökmesinin, birbirine bağlı diğer kurumları da domino etkisiyle çökertip tüm finans sistemini sarsma riskidir.
→
S
Skimpflasyon (Kalite Enflasyonu)
Ürünün fiyatı ve gramajı aynı kalsa bile, içindeki kaliteli malzemenin daha ucuz bir malzemeyle değiştirilerek maliyetin tüketiciye yansıtılması.
→
S
Spekülatif Balon
Bir varlığın fiyatının, ürettiği gerçek ekonomik faydadan (kâr, kira, temettü) tamamen kopup sadece hızla yükseldiği için yükselmeye devam etmesi durumudur.
→
S
SPK (Sermaye Piyasası Kurulu)
Türkiye'de sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen, yatırımcıyı korumakla görevli resmi kurumdur.
→
S
Spread (Alış-Satış Farkı)
Bir varlığın piyasadaki en yüksek alış teklifi (bid) ile en düşük satış teklifi (ask) arasındaki farktır.
→
S
Stagflasyon
Ekonomik büyümenin durakladığı ya da gerilediği, buna rağmen enflasyonun yüksek seyrettiği, ekonomistler için nadir ve zorlayıcı bir durumdur.
→
S
Statü Vergisi
Belirli bir sosyal imajı sürdürmek için, gerçek bütçe ya da ihtiyaç göz önünde bulundurulmadan yapılan tekrarlayan harcamaların toplamıdır.
→
S
Stop-Loss (Zarar Durdur Emri)
Bir hissenin fiyatı belirlenen bir seviyenin altına düştüğünde otomatik olarak satış emri veren, zararı sınırlamaya yarayan bir emir türüdür.
→
S
Stopaj (Kaynakta Kesme)
Bir gelirin, elde edildiği anda kaynağında (banka, aracı kurum gibi) kesilip doğrudan devlete ödenen vergi kesintisidir.
→
S
Sürtünmesiz Satın Alma (Frictionless Purchase)
Kayıtlı kart bilgisi ve tek tıkla ödeme gibi, satın alma kararı öncesindeki doğal düşünme molasını ortadan kaldıran teknolojik kolaylıklardır.
→
S
Sürtünmesiz Tasarruf (Frictionless Saving)
Parayı manuel olarak yatırım hesabına aktarırken yaşanan çabayı ve kararsızlığı ortadan kaldıran, tam otomatik ve insan müdahalesi gerektirmeyen tasarruf talimatları.
→
S
Sürü Psikolojisi
Bireylerin kendi bağımsız analizleri yerine, kalabalığın ne yaptığına bakarak yatırım kararı verme eğilimidir.
→
Ş
Şerefiye
Bir şirket satın alınırken, ödenen bedelin, satın alınan şirketin defter değerinin üzerinde kalan kısmıdır.
→
Ş
Şrinkflasyon (Küçülme Enflasyonu)
Etiketteki fiyatın sabit kalıp ürünün gramajının, hacminin veya porsiyonunun sessizce küçültülmesiyle yapılan gizli zam.
→
Ş
Şüpheli Alacaklar
Bir şirketin müşterilerinden tahsil edip edemeyeceğinden emin olmadığı, tahsilat riski taşıyan alacaklarıdır.
→
T
Tahvil
Bir devletin ya da şirketin borçlanmak için çıkardığı, belirli bir vadede anapara ve faiz ödemesini taahhüt ettiği borçlanma aracıdır.
→
T
Takipteki Krediler Oranı (NPL)
Bir bankanın dağıttığı toplam kredilerin, geri ödemesi 90 günden uzun süredir aksayan (tahsili gecikmiş) kısmının oranıdır.
→
T
Taksit İllüzyonu
Bir alışverişin toplam maliyeti yerine küçük ve tekrar eden aylık taksit rakamına odaklanarak, gerçek harcamayı olduğundan daha ucuz algılama eğilimidir.
→
T
Tam Mükellef / Dar Mükellef
Türkiye'de yerleşik olup dünya genelindeki tüm gelirinden vergilendirilen kişiler 'tam mükellef', Türkiye'de yerleşik olmayıp sadece Türkiye kaynaklı gelirinden vergilendirilenler 'dar mükellef' olarak tanımlanır.
→
T
Tasarruf Oranı
Hesaplayıcılı
Gelirinin harcanmayıp bir kenara ayrılan kısmının, toplam gelirine oranı.
→
T
TEFAS (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu)
Türkiye'de farklı kurucular tarafından yönetilen yatırım fonlarının, tek bir merkezi elektronik platform üzerinden karşılaştırılıp alınıp satılabildiği fon dağıtım sistemidir.
→
T
Teknik Analiz
Bir varlığın gelecekteki fiyat hareketini, geçmiş fiyat ve işlem hacmi verilerindeki örüntülere bakarak tahmin etmeye çalışan analiz yöntemidir.
→
T
Temel Analiz
Bir şirketin finansal tablolarını, iş modelini ve ekonomik ortamını inceleyerek, gerçek (içsel) değerini tahmin etmeye çalışan analiz yöntemidir.
→
T
Temerrüt
Bir borçlunun, anlaşılan borç geri ödemesini (anapara ya da faiz) zamanında ya da hiç yapamaması durumudur.
→
T
Temettü
Bir şirketin kârının bir kısmını, nakit ya da yeni hisse olarak hissedarlarına dağıtmasıdır.
→
T
Temettü Verimi
Hesaplayıcılı
Bir hissenin yıllık temettü ödemesinin, güncel hisse fiyatına oranıdır — yatırımın yıllık nakit getirisini gösterir.
→
T
Tenbagger
Değeri satın alma fiyatının on katına çıkan bir yatırımı tanımlamak için kullanılan terimdir.
→
T
Tersine Düşünme
Bir sorunu doğrudan çözmeye çalışmak yerine, 'bunu başarısız kılacak şey ne olurdu' sorusunu sorarak ters yönden yaklaşma tekniği; Charlie Munger'ın 'Invert, always invert' ilkesiyle özdeşleşir.
→
T
Teşvik
Devletin, belirli yatırım, üretim, istihdam ya da bölgesel kalkınma hedeflerini desteklemek amacıyla şirketlere ya da bireylere sağladığı vergi indirimi, hibe, prim desteği veya benzeri mali destektir.
→
T
Tetikleyici Alışveriş (Trigger Purchase)
Kendisi bütçe dahilinde ve masum görünen, ama kullanımı için mutlaka aksesuar, tamamlayıcı ürün ya da yenileme gerektiren 'Truva atı' niteliğindeki harcamalar.
→
T
TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu)
Bir banka mali sıkıntıya düştüğünde ya da düzenleyici tarafından el konulduğunda devreye giren, mevduat sahiplerinin sigortalı tutarını güvence altına alan ve gerektiğinde bankayı devralıp yöneten kamu kurumudur.
→
T
Trend Takibi (Trend Following)
Bir varlığın mevcut fiyat yönünün bir süre daha devam edeceği varsayımıyla, o yönde pozisyon alan sistematik yatırım yaklaşımıdır.
→
T
TÜFE'ye Endeksli Devlet Tahvili
Anaparası ve/veya kupon ödemesi TÜFE'ye endekslenerek, enflasyona karşı reel getiri koruması hedefleyen, TL cinsi bir devlet tahvili türü.
→
T
Tüketim ve Bütçe Psikolojisi
Harcama kararlarını, bütçe yönetimini ve tüketim alışkanlıklarını şekillendiren psikolojik eğilimlerin bütününü tanımlayan şemsiye kavramdır.
→
T
Tüketim Yorgunluğu (Consumption Fatigue)
Sürekli bir şeyler satın alma dürtüsü hisseden zihnin, bilinçli bir satın-almama döneminden sonra bu dürtüden arınmasıdır.
→
U
Uzlaşma (Settlement)
Bir menkul kıymet alım-satım işleminde, hissenin alıcıya, paranın satıcıya fiilen teslim edildiği son aşamadır.
→
U
Uzun Pozisyon
Bir varlığı, fiyatının yükseleceği beklentisiyle satın alıp elde tutma pozisyonudur — yatırımın en yaygın ve en temel şeklidir.
→
Ü
Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
Üreticilerin, mal ve hizmetleri toptan aşamada sattığı fiyatlardaki değişimi ölçen, enflasyonun erken sinyallerini veren göstergedir.
→
Ü
Üstlenim (Underwriting)
Bir aracı kurumun, halka arz edilecek hisseleri önceden satın alarak ya da satış garantisi vererek riski üstlenmesidir.
→
V
Vade
Bir finansal sözleşmenin ya da borcun sona ereceği, ödemenin ya da anaparanın geri alınacağı tarihtir.
→
V
Vade Farkı
Bir mağazanın veya bankanın, bir ödemeyi taksitlere bölme karşılığında peşin fiyatın üzerine eklediği ek maliyettir.
→
V
Vadeli İşlem (Futures)
İki tarafın, belirli bir varlığı gelecekte önceden belirlenmiş bir fiyattan alıp satmayı bugünden taahhüt ettiği standartlaştırılmış bir sözleşmedir.
→
V
Varlık Dağılımı
Bir portföyün hisse senedi, tahvil, nakit gibi farklı varlık sınıfları arasında nasıl paylaştırıldığını gösteren temel yapı kararıdır.
→
V
Vergi Kalkanı (Tax Shield)
Hesaplayıcılı
Bir şirketin ödediği faiz giderinin, vergiye tabi kârı azaltarak yarattığı vergi tasarrufu tutarıdır.
→
V
Vergi Mahsubu (Mahsup Etmek)
Kaynakta kesilen (stopaj yoluyla ödenen) bir verginin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan toplam vergiden düşülmesi işlemidir.
→
V
Vergi Öncesi Kar
Bir şirketin faaliyet karına, yatırım ve finansman faaliyetlerinden gelir ve giderlerin eklenip çıkarılmasıyla bulunan; kurumlar vergisi düşülmeden hemen önceki kâr rakamıdır.
→
V
VIX (Korku Endeksi)
ABD borsalarının önümüzdeki 30 gün için beklenen fiyat oynaklığını ölçen, yatırımcı tedirginliğinin küresel bir göstergesi olarak kabul edilen endekstir.
→
V
Vitrin Yanılgısı
Sosyal medyada gördüğün, başkalarının özenle seçilmiş paylaşımlarını onların günlük gerçekliğiyle karıştırarak, kendi finansal durumunu yanlış bir referans noktasıyla kıyaslama eğilimidir.
→
V
Volatilite
Bir varlığın fiyatının belirli bir dönemde ne kadar sert ve sık dalgalandığının ölçüsüdür.
→
Y
Yakınsama Ticareti (Convergence Trading)
Fiyatı geçici olarak birbirinden ayrılmış ama tarihsel olarak birlikte hareket eden iki varlığı, aradaki farkın yeniden kapanacağı (yakınsayacağı) varsayımıyla eşzamanlı alıp satma stratejisidir.
→
Y
Yanılsama Primi
Ek mesai, vergi iadesi ya da yılbaşı ikramiyesi gibi 'ekstra' sayılan gelirlerin, zihinde otomatik olarak tasarruf yerine anlık tüketime ayrılmış bir bölmeye konması eğilimidir.
→
Y
Yatırım Fonu
Birçok yatırımcının parasını bir araya getirip, profesyonel bir yönetici tarafından ortak bir portföyde değerlendirilmesini sağlayan yatırım aracıdır.
→
Y
Yatırım Ufku
Bir yatırımın, paraya ihtiyaç duyulmadan önce ne kadar süre elde tutulabileceğini gösteren zaman dilimidir.
→
Y
Yatırım vs. Spekülasyon
Benjamin Graham'ın verdiği tanıma göre, bir işlemin 'yatırım' sayılabilmesi için üç koşulu birden taşıması gerekir: kapsamlı analiz, anaparanın güvenliği ve tatmin edici bir getiri — bunlardan biri eksikse işlem spekülasyondur.
→
Y
Yedek Akçe
Bir şirketin dağıtılabilir kârından ya da diğer özkaynak kaynaklarından ayırıp bünyesinde tuttuğu, genellikle yasal ya da isteğe bağlı sebeplerle biriktirilen özkaynak kalemidir.
→
Y
Yeniden Yapılandırma (Borç)
Bir borçlunun ödeme koşullarının (vade, faiz, taksit tutarı), ödeme gücüne uyacak şekilde yeniden düzenlenmesidir.
→
Y
Yenileme Garantisi
Sağlık sigortalarında, belirli bir süre kesintisiz aynı planla sigortalı kalındıktan sonra kazanılan; ileride ortaya çıkabilecek kronik rahatsızlıklarda bile şirketin aynı şartlarda sigortalamaya devam etmesini güvence altına alan haktır.
→
Y
Yıllıklandırılmış Getiri
Farklı uzunluktaki dönemlerde elde edilen getirileri, tek yıllık bir eşdeğere çevirerek karşılaştırılabilir hale getiren hesaplama yöntemidir.
→
Y
Yİ-ÜFE Endekslemesi (Maliyet Endekslemesi)
Bir varlığın alış maliyetinin, elde tutulduğu süre boyunca oluşan üretici fiyat endeksi artışına göre güncellenerek, değer artış kazancının enflasyondan arındırılmış hesaplanmasını sağlayan yöntemdir.
→
Y
Yumurta Teorisi
André Kostolany'nin, borsa döngüsünü umutsuzluktan öforiye, oradan tekrar umutsuzluğa uzanan fazlarla yumurta biçiminde bir diyagramla açıklayan modeli.
→
Y
Yükümlülükler
Bir şirketin üçüncü taraflara (tedarikçiler, bankalar, çalışanlar, devlet gibi) olan, gelecekte nakit veya başka bir değerle ödemesi gereken borçlarının tamamıdır.
→
Z
Zaman Değeri (Paranın Zaman Değeri)
Bugün elindeki bir liranın, gelecekte alacağın aynı bir liradan daha değerli olduğu temel finans ilkesidir.
→
Z
Zarar Kovalama (Averaging Down)
Zarardaki bir varlığın fiyatı düştükçe, ortalama alım maliyetini aşağı çekmek umuduyla o varlığa sürekli yeni sermaye ekleme eğilimidir.
→
Z
Zihinsel Huzur Maliyeti
Matematiksel olarak daha yüksek beklenen getiri sunan bir seçenek yerine, sırf zihinsel rahatlık için daha düşük getirili ama borçsuz/daha güvenli bir yolu tercih etmenin fırsat maliyetidir.
→
Z
Zihinsel Muhasebe (Mental Accounting)
Aynı miktardaki paraya, kaynağına ya da zihninde ayırdığın 'hesaba' göre farklı değer ve risk toleransı atfetme eğilimidir.
→
Z
Zorunlu Karşılık
Bankaların topladıkları mevduatın belirli bir yüzdesini, merkez bankası nezdinde bloke olarak tutmak zorunda olduğu tutardır.
→