Finansal Sözlük
Sistemik Risk
Bir kurumun ya da varlığın çökmesinin, birbirine bağlı diğer kurumları da domino etkisiyle çökertip tüm finans sistemini sarsma riskidir.

Bir bina inşaatında bir kolon çökerse, sadece o kolon değil, ona yaslanan diğer kolonlar da yükü taşıyamayıp çökebilir. Finans sisteminde de benzer bir yapı vardır: bankalar, sigorta şirketleri ve fonlar birbirine borç, sigorta sözleşmesi ve yatırım ilişkileriyle bağlıdır. Bir kurumun çökmesinin bu bağlar üzerinden tüm sistemi sarsma riskine sistemik risk denir.
Somut bir örnek
2008 krizinde, subprime kredi paketlerini elinde tutan tek bir banka batsaydı, etkisi sınırlı kalabilirdi. Ama bu paketler onlarca banka, sigorta şirketi ve fon arasında dağılmıştı — bir tanesinin ödeme yapamaz hale gelmesi, ona bağlı diğer kurumların da alacaklarını tahsil edememesine yol açtı. Bu yüzden 2008 mortgage krizinde tek bir bankanın sorunu, haftalar içinde küresel bir krize dönüştü.
Neden "çok büyük, batmasına izin verilemez" denir?
Sistemik risk taşıyan kurumlar genelde büyük ve birbirine derinden bağlıdır — bu yüzden hükümetler bazen bu kurumları, ekonominin geri kalanını korumak için kurtarmak zorunda kalır. Bu durum "too big to fail" (batmasına izin verilemeyecek kadar büyük) olarak anılır ve kendi başına tartışmalı bir konudur: kurtarılacağını bilen bir kurum, daha fazla risk almaya daha istekli olabilir.
Hangi kurumlar bu riski taşır?
Her kurum aynı ölçüde sistemik risk taşımaz — büyük bankalar, sigorta şirketleri ve takas merkezleri gibi diğer kurumlarla derinden iç içe geçmiş yapılar, küçük ve izole bir kurumdan çok daha fazla sistemik risk taşır. Düzenleyiciler bu yüzden bazı kurumları "sistemik öneme sahip" olarak ayrıca sınıflandırıp daha sıkı sermaye kurallarına tabi tutar.
Bulaşma etkisiyle ilişkisi
Sistemik risk, sorunun potansiyelini tanımlarken, bulaşma etkisi bu potansiyelin gerçekte nasıl yayıldığını anlatır — biri yapının kendisi, diğeri o yapının üzerinden geçen elektriktir.